AŞKLA DOĞAN MARKA: DRESSCODEX

admin 21/02/2012 0

Her kadının aşık olacağı, birbirinden şık ve iddialı elbiseler tasarlıyor Sibel Bucurgat Atasoy. Mağazasında sadece elbiseler var. Halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışırken ani bir kararla tasarımcılığa soyunan Bucurgat ile aşkla doğduğunu söylediği ‘dresscodex’i konuştuk.

Elif Aktuğ / Akşam PAZAR

elif.aktug@aksam.com.tr
İş hayatında gayet başarılı bir grafik çizerken ve ülkenin en prestijli firmalarına danışmanlık yaparken hayatını ani bir kararla değiştirdi Sibel Bucurgat Atasoy. Aslında iki karar demek daha doğru çünkü önce evlendi ve ardından hayallerinin peşinden giderek birbirinden güzel, kullanışlı, çarpıcı ve şık elbiseler yapmaya başladı. ‘Aşk, hayatıma başka bir aşkı daha kattı’ diyor Sibel Hanım, ‘Hayattaki önceliklerimin sıralamasını değiştirdim ve cesaretle kalbimi izledim’. 8 ay önce Nişantaşı’nda ‘dresscodex’ adlı butiğini açan ve sadece elbise tasarlayan Sibel Bucurgat ile sohbet edip hem güzel giyinme tüyoları aldım hem de markanın aşkla doğan hikayesini dinledim. Elbiseleri denediğimi ve inanılmaz olduklarını da söylemeliyim.
- Markanızı yaratma ve modaya atılma serüveninizi dinlemek isterim.
Moda ve tasarımla her kadın gibi ben de daima yakından ilgilendim. Ancak üç yıl önce biri çıksa ve ‘Sizin gelecekte bir tasarım ofisiniz ve hem tasarlayacağınız hem de üreteceğiniz elbiseleriniz olacak, birçok kadını giydireceksiniz’ deseydi, bunu keyifli bir umut olarak dinler ve tebessüm ederdim. Oysa bunlar gerçeğe döndü…

- Hayatınızı değiştirmek istediniz…
Bir anda istifa etmek ya da Güney’e yerleşmek gibi ‘sert’ kararlar pek bana göre değil. dresscodex, anlık bir kararla değil özel bir rastlantıyla hayat buldu. Halkla ilişkiler konusunda eğitim aldım ve bu konuda uzmanlaşarak şu anda 16 yaşında olan bir firmanın sahibi olarak iş hayatımda yol aldım.

SADECE TEK PARÇA ELBİSE
- Kimlerle çalıştınız?
Hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli markalarına danışmanlık yapıp etkinliklerini yönettim. Firmam hala aktif ve proje odaklı çalışıyor. dresscodex’in doğuş hikayesiyse eşim Koray ile bundan 1,5 yıl önce karşılaşmamla başlar.

- Markanın hikayesi masal gibi.
Gerçekten de öyle. Bir gün bir ahbabımızın oğlunun yurtdışından İstanbul’a geldiğini söylediler, ben de aradım. Dostça bir buluşmanın ardından, hayatlarımız ve hayattan beklentilerimizi paylaştıkça birbirimiz için özel iki yol arkadaşı olduğumuzu gördük ve evlilik kararı verdik. Koray, bu konuda benimle hayli mücadele etti ve ikna etmeye çalıştı da diyebiliriz. Yani buluşmamızı babamın bir sözü, kararımızı da kalplerimiz verdi.

- Önce aşık oldunuz sonra da tasarımcı oldunuz yani?
Haklısınız aslında markam aşkla doğdu demek yanlış olmaz. Balayımızda Koray’a tasarımcı diplomamdan bahsettim. Sorular sormaya başladı. Ne üretmek istediğimi sordu. Ben de elbise dedim. Sadece ve tek parça elbise. Kime üretecektim? Genç profesyonellerden, kilolu kadınlara kadar farklı beden ve tarzdaki herkese. Bu elbiselerin ne özelliği olacak ve onları ne farklı kılacaktı? Her bedenden sadece üçer adet üretmek, çoklu renk alternatifi değil farklı beden ve ruh halindeki kadına farklı model alternatifi sunmak. En önemlisi de Türkiye’de sadece tek parça elbise üreten ve satan bir marka yaratmak, markamı ve tarzımı uzun yıllar böyle konumlandırmak…

GİYİLEBİLİR VE ÖZEL
- Siz bayağı hazırmışsınız aslında birbirinden şık elbiseler yapmaya…
Haklısınız, bu çalışma sırasında bir psikolog ve diyetisyen dostumdan da destek alarak ilk koleksiyonumu hazırladım. Çünkü kadının giysisini seçerken beklentisini hem empati kurarak hem de bir profesyonelin rehberliğinde hazırlamak, işin özünde bir projeyle yola çıkmak önemliydi. Böyle bakınca aslında bir marka yaratırken, iletişim danışmanlığı kimliğimin hayallerime farkında olmadan rehberlik ettiğini de görüyorum. Özetle dresscodex, 8 ay önce böyle doğdu ve hayatımı gerçekten farklılaştırdı.

- Keşke daha önce tasarıma başlasaydım diyor musunuz?
Kadere daima inanırım ama hiçbir zaman kaderci olmadım. Her şeyin bir sebebi, zamanı, bir yeri ve bir fırsatı olduğuna inanırım. Bu sebeple, hayatta edindiğim tecrübeler, beni üzen kişiler ve sorunlar, bana hayal kırıklıkları yaratanlar ya da sıkıntıyla yaşadıklarım beni bugün buraya getirdi.

- Önceden yaptığınız işin tasarımcılığa bir katkısı oldu mu?
Kesinlikle evet… İletişim danışmanlığının özünde ‘anlamak’ yatıyor. Ayrıca iletişim beceriniz iyi olmalı ki rahatça bir çalışma grubuyla yol alabilin. Krizler için de hazırlıklı olmak, bir iletişimcinin temel özelliği olmalı. Bunlar benim için artık içselleşmiş durumda. Bu sebeple, konuklarımın tüm ihtiyaçlarını anlamayı becerebiliyorum. Onları iletişim becerimle sağlıklı yönlendirebiliyorum. Bir elbiseyi özel olarak tasarlarken onların beklentilerine rağmen olası çıkabilecek kötü görüntüleri onlara aktarıp kendi için en iyisine ikna edebiliyorum.

- İlham diye bir şey var mı gerçekten?
Ben sadece hayal kuruyorum. Tasarımlarımda insanüstü bir buluş, bir tarz yaratmak gibi bir amacım yok. Tek hedefim ihtiyaca uygun, giyilebilir ve kolayca satın alınabilir özel tasarım elbiseler üretmek. İlham kaynağım geçmişimden bende kalan izler aslında. İlk koleksiyonumda çocukluğumda giydiğim çok sevdiğim çoban ilikli hırkamın düğmesini bol kesimli bir elbiseye taşımıştım. Bu koleksiyonda da bir elbisemin ilham kaynağı, babaannemin nervürlü döpiyesidir. Çocukluğumda tanıdığım en şık giyinen kadın babaannemdi. Elbise dolabını açınca, renk renk döpiyesleri, elbiseleri ve altındaki rafta da aynı renk krokodil çanta ve ayakkabısı onu beklerdi. Kendine bakar ve kadının 24 saat bakımlı olmasını önemserdi.

ELBİSE KADIN OLMANIN VE ÖZGÜVENİN SEMBOLÜDÜR
- Elbise nedir sizin için?
Kesinlikle kadın olmanın ve özgüven sembolüdür. Bir jean’le oturup kalkmanız farklıdır, bir elbiseyle çok daha farklı. Elbise kadına gerçekten var olduğu hissini verir. Üzerindeki pensler ve kulplar kadını çıplak bedeninde bile hissetmediği kadar özel kılar. Etek boyuyla diz kapakları bir başka olur, iyi bir kol kesimyle bileklerini ve dirseklerini daha güzel görür. Özenli bir yaka tasarımı boynunu ve dekoltesini ön plana çıkarır. Tabii tüm bunları bir tasarımcı, usta becerisiyle kadın bedenine göre kurgulamışsa.

- Oldukça yaratıcı ve iddialı bir mesajınız var; ‘zamansız elbiseler’… Nasıl zamansız olunuyor?
Dress’i kelime olarak algılamak kolay ancak ‘dresscodex’in algısı konusunda bir anlaşılmazlık yaşamamak için marka yanına bir mesaj da konumlandırmak istedik. Bu mesaj ne yaptığımızı ve daha da ötesinde ne amaçladığımızı anlatmalıydı. Bu sebeple ‘Zamansız Elbiseler’ kavramı elbiselerimizin tarzını bir anlamda seslendirdi. Codex kelime anlamı olarak ‘bir şeyi kuralına ve kanuna göre yapmak’ olduğundan kadın için günün her zamanına uygun elbiseler tasarladım. Bunu da kendi içinde çeşitlendirdim. Bu elbiseler kadına rahatlık sağlamalıydı. Yani bir zamandan diğer zamana geçerken pratik olmalıydı. Bu sebeple bizden aldığınız bir elbiseyle alışverişe çıkabilir akşamüstü bir ayakkabı, çanta ya da aksesuar değişimiyle geceye bambaşka bir kadın olarak devam edebilirsiniz. Bu nedenle zamansız…
Ayrıca istiyorum ki, bir elbisemi kadın yıllarca bıkmadan giysin ve anılarıyla birlikte kızına ya da torununa armağan edebilsin. Bu sebeple de anıları ve ruhuyla yaşasın ve zamansızlığı barındırsın.

Kadın önce kendini iyi tanımalı
- Kadın için giyinmek bir dert, zevke dönüştürmek için nasıl tüyolar vereceksiniz?
Kadın öncelikle kendini iyi tanımalı. Bedenindeki kuvvetli yönleri öne çıkarmalı. Bu taktik zayıf olan yönlerine dikkat çekmeyi engelleyecektir. Örneğin bir kadının en büyük sorunu kalçalarıysa yapması gereken bunları kapatmak ama öncelikle dekoltesini ya da kollarını açarak kullanmasıdır. Şayet bu formada bir kadın bacaklarına güveniyorsa da etek boyunu kısa tutmalı. Çok kilolu bir kadının dev floral desenler giymesi düşünülemez. Omuzları kuvvetli, göğsü büyük bir kadın mutlak olarak alt bedenini öne çıkaran giysiler giymeli. Dar kesim pantolonlar üzerine giyilecek tunikler ya da beli korsajlı bluzlar iyi olacaktır.

- Kim gelsin size, kimleri giydirmek istersiniz?
Elbiselerimle buluşmak isteyen herkesi giydirmek benim için büyük zevk. Bu konudaki en büyük hayalim, bir kızımın olması ve elbiselerimi giymesi…

- Çok para harcamak şart mı güzel giyinmek için?
Kesinlikle hayır. Marka olmak gerçekten değerli, bir markaya sahip olmak da hepimiz için öyle. Ancak bunu bütçemizi zorlayacak ve bizi zor durumda bırakacak bir şekle dönüştürdüğümüzde keyfimiz kaçıracaksa o giysiyi nasıl rahatlıkla giyebiliriz. Kadın kendi için bir oyun geliştirmeli, gerçekten moda ve stil yaratmak çok eğlenceli bir şey. Her sene bir beyaz gömlek satın alıyorsanız bir öncekini farklı hale getirecek onlarca materyal satın alabilir ve ‘siz markalı’ bir tasarım yapabilirsiniz. Yakasına kumaş boyasıyla şekil verebilir, düğmelerini değiştirebilir ve bambaşka bir kimliğe büründürebilirsiniz.

- Başka şehirlere, ülkelere açılmak desem?
Merkezimiz Nişantaşı’nda. Çok yakında renkli bir koleksiyonum da Fildişi Sahilleri’nde bir butikte satışa sunulacak. Bundan bir ay önce de Türkiye’nin son derece saygın bir markasının kurucularından birinin yarattığı markaya özel bir koleksiyon hazırladım. Yakında koleksiyonumuzu sizlere tanıtacağız.

YORUM YAZIN »