Türkan Yılmazer
7 Şubat 2012 Salı
“Bu ara hayat mı beni yoruyor yoksa ben mi kendimi yoruyorum bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki yoruluyorum” dedi kadın… Adam, kadının yüzüne baktı, “Benim yorduğumu düşünmüyorsun sanırım” diye sordu.
Sakinlik ve huzur arayışının sekteye uğradığını çok hissettiği bir günün akşamıydı… Yorucu ilişkiler, yorucu insanlar ve yorucu ortamlar arasında nefes alabileceği tek yer burasıydı oysa… Onun sıcaklığı… Yok, o yormuyordu… Bunu yıllardır biliyordu…
“Zor aslında” dedi kadın… “Hayatım boyunca huzuru bulmak için kendimi korumaya altına alma çabası”… “Bazen galiba nefesim kesiliyor”…
Güldü adam… “Tanıdığım en üretken ama en sakin kadınsın. Bu dengeyi yakalamaya çalışmak seni zorluyor olabilir. Her şey zorsa ve sen hep bunu yaşamak durumunda kalıyorsan, belki de huzur arayışından vaz mı geçmelisin” diye sordu.
“Huzuru mu arıyorum yoksa kendimi arayışlara mı kapatıyorum” diye düşündü kadın. Etrafına ördüğü duvarları düşündü… Yüreğini artık niye hissetmediğini?
Metrelerce yükselmişti tuğlalar şimdi, kaleye dönmüştü. Bir şatoya hapsolmuş Rapunzel miydi, Kız Kulesi’ndeki prenses mi… Tabii ki onlar masallardaydı ama onlardan en büyük farkı da bu kaleye kendini o kapatmıştı. Çıkmak istese de, çıkmaya hiç niyeti yoktu.
Her gün dışarı çıkar gibi görünen gölgesiydi aslında. Başka ilişkiler yaşayan, başka bir rollere bürünen, başka maskeler takan bir kadın.
GÖLGE GİBİ YAŞAMAK… NEREYE KADAR?
Bütün ilişkilerinden soyutlanarak bir hayat sürdürebilmek mümkün müydü, bir gölge gibi yaşamak, bazen iç sesini bile duymak istememek. Tutkularını, arzularını, isteklerini bir kenara koyabilmek kolay mıydı? Neydi bu? Kendi cezasını kendi mi kesmişti?
Neden bir hesaplaşma yaşıyordu ki, şimdi. “Neden böyle bir hesaplaşma yaşıyorum” diye döndü adama… “40 yaş stresidir belki” dedi adam ve ekledi: Belki de hesaplaşmalısın ki artık önüne daha rahat bakabilesin.
Ah evet… 40′ına giriyordu bu yıl…
“Şimdi trend ya, liste mi yapsam acaba” diye sordu, belki de yüreğini tekrar hissedebilirdi.
O boşluğu hangi liste doldurabilirdi ki? Ne olacaktı listede? Aşk, kariyer, para… TUTKU…
Tutkunun, duygunun eksik olduğu yerde listeler de yetersizdi galiba… Başka bir liste yapmaya karar verdi, trende yakın, trendin dışında… Yüreğini ısıtacak şeyler olsun yeterdi galiba.
10 MADDEDE HUZUR LİSTESİ
Eline kağıt kalemi aldı ve yazmaya başladı:
+ Bu yıl en az 10 filmi sinemada seyretmeli ve gözünden yaş gelinceye kadar gülmelisin ya da ağlamalısın.
+ Bu yıl çocuk parkına gidip salıncakta sallanmalı ve etraftakilerin sana gülmelerine aldırış etmemelisin.
+ Bu yıl hiç tanımadığın bir insanın kapısını çalıp “Tanrı misafiriyim” diyerek bir çayını ya da suyunu içmelisin. (Merak etme İstanbul’da olmasa da, Anadolu’da bunu rahatlıkla yapabilirsin)
+ Bu yıl hiç tanımadığın bir kişiye çorba ısmarlamalısın. Çorbanın çeşidi önemli değil, yeter ki o kişi aç olsun.
+ Bu yıl Eskimoca, Çince, Lazca, Kürtçe ve İspanyolca “seni seviyorum” demeyi öğrenmelisin. Öğrenmelisin ki hayatında başka bir dili olanlara empati duyabilmeyi de hissedebilmelisin.
+ Bu yıl bir sosyal sorumluluk projesine katılmalı, destek vermelisin. Başka insanların çektikleri acılara biraz da olsa ortak olabilmelisin.
+ Bu yıl bir çocuğu kardeş edinip onun dünyadaki rehberi olmalısın. Onun da sana rehberlik etmesine ve dünyanı aydınlatmasına izin vermelisin.
+ Bu yıl herhangi bir müzik aletiyle bir parça çalmayı öğrenmelisin (Flüt olmasa iyi olur ama istediğin şarkıyı seçebilirsin)
+ Bu yıl hasta bir çocuğun dileğini yerine getirmeli, onun dünyasına farklı bir ışık katmalısın. Küçücük bir dileğin gerçekleşmesinin bir insanın hayatında yaratacağı mucizeye tanık olmalısın.
+ Bu yıl bir sabah erkenden balık tutmaya çıkmalısın. Şanslıysan, bir tane de olsa tutmalısın. Şanslı değilsen, güneşin doğuşunu görmenin tadını çıkarmalısın.
Listeyi gösterdi, ne dersin, huzura kavuşabilecek miyim, diye sordu.
Adam güldü, “Seni yarın sabah oyun parkına götürüp salıncağa bindireyim, oradan başlayalım. Bakalım huzur listesi sana hayatını geri verecek mi” dedi.
Bakalım huzur listesi bana hayatımı geri verecek mi, diye tekrarladı kadın.
Hayatımı geri verecek mi?




















harika olmuşş
Teşekkür ederim.
Eline sağlık şekerim… hayatlarımıza sahip çıkalım ((:
Evet bütün kadınlar hayatlarımıza sahip çıkalım
Canım guzel yürekli arkadasım benim. Ne de guzel yazmissin…Bence hikayedeki guzel kadinin huzuru aramasina gerek yok huzurlu yasıyor zaten… Ama hep huzurun icinde oldugu icin huzura karsı direnç gelişmiş bünyesinde
) şahsi fikrim şu; hayatı listelerle yasamak yorucu üstelik başlıbasina stres kaynağı … Tadını çıkararak her ani farkında olarak ve en önemlisi ” ertelemeden ” yasamak lazım. Zira hayat cok kısa … Sevgilerimle
Bünyede direnç göstermemek lazım, doğrudur. Ama hikayedeki kadın da bir kurgu sonuçta, yine hayatta böyle çok insan var
Ertelemeden yaşamayı, çok sevdim. Hayatımızı dolu dolu ve uzun yaşamımızı diliyorum.
Çok güzel şeyler yazmışsınız. Umarım bu yazdıklarınızı yaşarsınız ve listenizdekileri hayata geçirdikçe bizimle paylaşırsınız. Bazılarını ben de yapacağım sanırım.
İyi fikir, bence de listedeki adımları attıkça paylaşmak lazım. Umarım sizin de yeni maddeleriniz olur, yüreğinizi ısıtacak.
yüreğine sağlık
Sağol güzel kardeşim.
Ellerinize sağlık… Hepimizin tercümanı olmuşsunuz.
Sağolun güzel sözleriniz için.
Cok etkilendim, emegine saglik Turkancim.
Çok teşekkür ediyorum. Umarım seni etkilemeye daha çooookkk devam ederim
Huzuru arayan huzurlu kadına sevgilerle
Herkes huzuru arasa, kimsenin aramasına gerek kalmayacak aslında